Bugün ne giymeli, yarın ne yapsam? minvalinde televizyon programları silsilesi…

  • ay nasıl olur yaaee
  • bu iş heyecansız yapılır mıae?

    gibi Frenkçe dil kullanımı,
    kendi kendilerine Türkiye’nin en şık kadınını seçtiklerini beyan etmeler vesair. İki kelimenin doğru ifadesini öğrenemeyen, öğretemeyenler, moda kisvesi altında enteresan bir işe imza atmışlar.

Mutluluğun semptomu, cherophobia’dan kurtuluşun anahtarı mutlu olma ihtiyacıdır kabul. Eğlence maksadıyla veyahut boş vakit meşgalesi olarak bu tür programlar izlenebilir hakeza herkesin  hipnotik etkisi farklı anlayabiliyorum fakat ne yazık ki, buradaki arkadaşlara benzeyen imgeleri giyinmiş kızlarımız var artık (Türkiye’de)kadın olmalarından mütevellit de arkalarında libidosu yüksek yığınla adam var, tabiatı ile sürekli alkış aldıkları için yaptıkları matah gibi gelmekte. Sadece güzel giyinmek için harcanan nice kıymetli vakit üstüne makale yazılabilir bence.

Kişisel özgürlük sınırı, bir başkasının özgürlüğüne dokununcaya dek uzanan ufku açık bir çizgidir malum, mevcut durumda insanların neyi neden yaptığı ile ilgili bir kusur/yanlış kesinlikle aramıyorum, sadece topluma enjekte edilen afyon’un miktarına açıklık getirmekteyim. Kabalıklarını satır atlamış DNA kodları veyahut libido tutkularını karşı tarafın kıyafetlerine bağlayan, duygusuzluklarını bu kılıfla örten insanlardan şahsım da haz etmemekteyim.

Bu güzel ülkenin çocuklarını buluğ çağında izcilik kurslarına göndermek zaruridir şahsi fikrimce, görecekler, hangi şartlarda yaşam nasıl sunulmuş insanlığa, sekiz minvalinde bir kum saati düşünün, o tanecikler bir şuur olarak işleniyor topluma, üretmiyor, çalışmıyor, araştırmıyoruz, beş AVM’nin olduğu şehirlerimizde yalnız iki kütüphanemiz var.

Ve başkaları için fotoğraf çektiren, başkaları için tatile çıkan, başkaları için yaşarken hayatı kaçıran, takım elbiseli güzel adamlar…

Ağır çalışma saatleri ve geçimlik düzeyde gelir ciddi bir kısıt sunuyor insanlarımıza, tabiatı ile yüzeysel okuyor, yüzeysel bakıyoruz, evrenin en güzel kültürünü gün be gün yoz haline getirip, Kore’linin ürettiği telefonla trafik kazasına dair video çekerken, fütursuzca ‘Ölü var mı’ sualini sorabiliyoruz.

Egemen kültür, çeşitli dekorlarla bezenirken, biz toplumsal bilinci düşük bir ülke olduğumuz, libidomuz ve küçük sapkınlıklarımızı merdiven gibi çıktığımız için farkındalığımız düşük, geçimlik düzeyde savaşan da aynı, olanakları layıkı ile kullanan beyaz yaka da aynı.

Ezop Masalları’nı okumuşuzdur pek çoğumuz, hayvanlara insani özellikler yüklenir, bu çağda ise Paleolitik çağ’dan daha kötü düzeyde ne yazık ki insana hayvana dair yetiler ‘uyuşturucu’ minvalinde yüklenmekte.

Hikayeyi anlatan ‘anlatıcı’ hep gizli özne ve Aristocu tiyatro kuramına karşılık epik hikayeler bunlar işte…

Sevgiyle…

1 YORUM