İddia edilen o ki Trabzon ismi tarih kayıtlarında ilk defa, MÖ 401 tarihinde Trabzon’a gelen(!) Ksenophon’un, Anabasis: Onbinlerin Dönüşü adlı eserinde geçiyor. Buna delil olarak da sözkonusu eserde geçen, “(Yunan şehri)… Trapezos civarında denize vardırlar. Burası Snope’nin kolonisi olan Hellen(Yunan!)şehriydi. Pontos Eukseinos kıyısında ve Kolkhlar memleketinde kurulmuştu..” ifadeleri gösteriliyor.

Fakat, sorun şu ki, adı geçen eserde ‘Trabzon’, isim olarak geçmiyor. Dolayısıyla da şehre isim veren Ksenophon olmuyor. Ayrıca da, Trabzon Sinop’un kolonisi olmuyor, Kolkhlar memleketindede kurulmuş bulunmuyor.

Trabzon isminin, Yunanca masa anlamına gelen, Trapezus kelimesinden geldiği ileri sürülüyor olsa da, Karadeniz Kıyılarını 1817-19 tarihleri arasında gezip tarih ve coğrafyasını yazan P.Minas Bıjışkyan konuyu ; “Bir tepenin üzerinde uzunca ve dörtköşe şeklinde olan Trabzon kalesi, kıyıdan başlayarak kuzeyden güneye doğru Boztepe dağına kadar uzanır. Eski kale, masa şeklinde olduğundan(s.43, prg.2) (Trapeza) veya Trapezon olarak adlandırılmıştır.” şeklinde ortaya koysa da(1), Trabzon, masa şeklinde bir şehir olmuyor. Bıjışkyan ayrıca; “Trapezon kelimesinin manasını bilmeyen Türkler, Grek askerlerinin bozguna uğramasını imaen, bu adı Tabur bozan şekline koymuşlardır.” da diyordu(2).

Trabzon’un geçmiş merkezi denilebilecek Ortahisar’dan, batısındaki Atapark’a ve doğusundaki Tabakhane’ye ulaşılması için inilip çıkılacak vadiler varken bile, “Şehri masa şeklinde tanımlayan” biri zaten ne dediğini bilmiyor demek oluyor! Şimdiki şehir alanında görülebilecek düzlük alan, yine “Yunanlar kurdu” iddiası ileri sürülen Sinop’ta hiç mmi yoktu ki Trabzon masa gibi oluyor da Sinop masa gibi olamıyor! Trabzon isminin, Yunanca masa anlamına gelen, Trapezus kelimesinden geldiği iddiası, şehri Yunanlılara atfetmek için ileri sürülen ideolojik bir iddia oluyor ama, doğru ifade olmuyor.

Trabzon’dan pek çok İslam coğrafyacısı da söz etmiş bulunuyor: “Bu yazar(-Belazuri: İslam coğrafyacıları içinde en erken tarihli Trabzon’dan  sözeden kişi, ölümü 279/892-93), Beni Dürzikıyye’nin bir kolunun yaşadığı Bâb-ı Barika’nın Bahr-i Tarâbezunde kenarında olduğunu belirtmektedir. Mesudi’de(ö.345/956) ise Trabzon ve civarı hakkında hayli malumat vermektedir…(şehre) Trâbzunde(demektedir)Eserini 985 yılında yazan ve 997 yılına kadar ilavelerde bulunan Mukaddesi ‘Atrabezund’un Müslüman olduğunu belirtiyor…Trabzon hakkında en ayrıntılı bilgi veren önemli coğrafyacılardan biri de hiç şüphesiz, 1165 yılında ölen İdrisi’dir…Yazara göre, Hazenti(-Eski Giresun)’den Trabezunde olarak da telaffüz edilen Atrabezuni(Atrâbizund/Trabzon) 130 mildirJoachim Lelewel de Ortaçağ coğrafyasına dair eserinde (1852)..İdrisi’nin..sunduğu bilgileri tahlil etmiş…Lelewel’in eserinin…XVIII numaralı haritada ‘Trebizond’ da yer almaktadır. Açıklamalar kısmında da, İdrisi’de şehrin ‘Atrabezun’ olarak geçtiği; batılı kartograflarda Trabezonda, Trebozanda, Trebisond, Trapezunt, Trabzison şeklinde de okunduğu; anlamının ise, Kum renginde iki başlı gümüş kartal yuvası’…olduğu yazılıdır…XIII.yüzyılın meşhur coğrafyacılarındanve Lügat alimlerinden Yakut Hamavi(ö.626-1229) de Trabzon ve Karadeniz hakkında..yeni bilgiler de vermektedir…Vastu’l-mamura(-Ebû Reyhan) göre Bahr-i Bontus dese de, kendisinin Bahr-i Trabzon şeklinde adlandırdığını açıklamaktadır…Ömeri(ö.1349) ise.. ‘Memleket-i Trabzon’ başlığı altında ise doğrudan şehir, yöneticileri ve burada yaşayan insanlar ele alınmaktadır.” deniliyordu ki(3), yapılan bu açıklamalarda; Karadeniz’e Belazuri’nin, Bahr-i Tarâbezunde derken, Yakut Hamavi’nin, Bahr-i Trabzon dediğini, İslam coğrafyacılarının Trabzon’un adını; Trabezunde, Trabezonda, Trebozanda, Trebisond, Trapezunt, Trabzison olarak da kullandığını, bu ismin zaman içersinde ‘Trabzon’ ismine dönüştüğünü öğrenebiliyoruz. Yapılan açıklamada,  eserini 985 yılında yazan ve 997 yılına kadar ilavelerde bulunan Mukaddesi’nin, ‘Atrabezund’unMüslüman olduğunu belirtmesinden söz ediliyor ki, bu Trabzon Komnenos Devleti denilen yapı öncesinde; yani, yaklaşık MÖ 1000 gibi Trabzon’un Müslüman olduğunu/Selçukluları gösteriyor. Bunun yanında, açıklamada söz edilen ‘İki başlı kartal yuvası’ tanımlaması da;  “Selçuklular’ın ‘Çift Başlı Kartalı’nı” hatırlatır nitelikte oluyor.

Ebülfida’nın(ö.1331) deyişiyle, “Anadolu’nun Karadeniz’e açılan kapısı” olan Trabzon’un ismi için, Trabzon’lu Aşık Mehmed (Âşık Mehmed bin Hafız Ömer er-Rûmi) ise, 1597 tarihinde tamamladığı Menâzirül-Avalim isimli eserinde; ‘Trabzon’ ismini kullanıyordu ama, “Trabzon’un kadimde ismi Trabzonde idi” diyordu. Evliya Çelebi(1611-1682) ise tarihte; “İlk bânisi İskender- kebir asrında bir kral imiş. Sonra Azerbeycan hâkimi Sultan Uzun Hasan bu şehri Cenevizlilerden alup ismine Tarabzon dediler….Sonra, Timur olayında Sultan Uzun Hasan Mevarâûnnehir’e doğru Tmur’u karşılamaya gidince, İstanbul Tekfuru Rum Konstantin fırsat bularak buraları istila etti. Sonra…Fatih Sultan Mehmed Han, denizler gibi askerle karadan ve denizden Trabzon’u kuşatıp, 865 tarihinde…Rumların elinden aldı. Su ve havasının güzelliğinden hazzederek, adına ‘Tarb-ı etzun’ dedi. Bir adı da Batumzir(Aşağı Batum)’dur. Bir adı Lezki şehridir. Bazıları Tarb-ı Efsun derler.” kaydunu düşmüş bulunuyor(4).

Şakir Şevket tarafından H.1294/M.1877’de yazılan Trabzon Tarihi isimli eserde ise, “..iki rivayet vardır; Birincisi: Yafes evladından Yafes namında birisi Trabzon’da mukaddema sofra şeklinde bir küçük kale bina etmiş…o büyük hisarlar sonradan yaptırılmış ve eski kalenin sofraya benzemesi cihetiyle memlekete Trabzon denilmiş. İkincisi…Trabzon’da sofra şeklinde bir çok büyük taşlar gördüklerinden ve Yunan lisanınca sofraya Trabeza denilmekte olduğundan Trabzon namı verilmiştir.” deniliyor ki(5) rahmetlinin bu iki görüşü de doğru olmuyor.

İlki 1869 yılında yayınlanan 1894 yılı Trabzon Salnamesi’nde, Trabzon’a Trabzon adının verilmesi bahsi için; “Acemlerin idaresi zamanında buraya ‘Tarab efzun’ denilmiş iken kesret-i istimal ile onun müellifi olmak üzere halkın lisanında Trabzon namı kaldığına dair de oldukça akla mülayım gelir daha bir rivayet-i tarihiye vardır.” deniliyor(6). Diğer bazı Salnamelerde ise, 19’uncu yüzyılın Yunan milleti üretimi olması sebebiyle yekdiğerinden kopyalanarak tekrar edilenŞehrin kökeninin Yunani olduğu ve isminin de masa-sofra şeklinden dolayı Trapezus konulduğu şeklindeki hurafeler bulunuyor.

Trabzon isminin nereden geldiği hususundaki bu açıklamalar dışında, muhtelif rivayetler de bulunuyor. Bunlardan biri de Trabzon adının, “Tuğra bozan’dan geldiği” rivayeti oluyor. Köroğlu Trabzon’a gelmiş ve atını nallatmak için nalbanta gitmiş; gösterilenlerin hiçbirini beğenmeyip hepsini eliyle çekip koparmış, sonunda birisini beğenip atını nallatmış; Trabzon’lu nalbant çok kuvvetli biri imiş, gücünü göstermek için Köroğlu’nun verdiği madeni parayı iki parmağı arasında ezip üzerindeki tuğrayı silmiş, bundan dolayı da şehre “Tuğra bozan” denmiş ve bu deyim sonraları halk dilince Trabzon haline gelmiş diyen tarihçi Mahmut Goloğlu, eserinde; Trabzon’lu tarihçi Şakir Şevket’in bu hadiseyi, biraz daha değişik anlattığını; şehre gelen Köroğlu’nun, gücünü göstermek için sikkenin tuğrasını parmağı ile mahvettiği için kendisine Tuğra Bozan denildiğinden şehrin adı da ondan kaldı ve gitgide Trabzon denildi açıklamasından sonra, ‘Ukaladan birinin yakıştırmasıdır’ da diyordu(7).

Sözettiğimiz bu görüşlerin yanında, Has isimler’in çoğu maziye aiddir düşüncesinden hatreketle, Trabzon adının geçmişini kelimelerden/yer isimlerinden aranması çalışmalarının birinde; “1- ‘Trabzon’ adını ‘Tur apsu’ şeklinde izlemişdik. Birinci unsur olan «Tur», kelimesini Tar, Tur, Tör, Tür, Tır, TİR, Dar, Dor, Dur, DİR, biçimlerinde de görüyoruz…a) ..TİR: Suriye’de Fenike ülkesinde Sur şehrinin eski adı….b ) ..DİR…Kızıldeniz kıyılarında bir eski kasaba. Taures(Tor): «Kırım şibih ceziresiyle civarlarında sakin bulunmuşbir kavmi kadîmdir»…” deniliyor(8).

Yapılan bu açıklamadaki, “Tir’in, Fenike ülkesinde Sur şehrinin eski adı ve Dir’in ise, Kızıldeniz kıyılarında bir eski kasaba olduğu ve Kırım ceziresinde eski bir kavmin adı denilmesi”; bizim, önceki sayfalarımızda ortaya koyduğumuz; Trabzon’un, Karadeniz’e de çıkan Fenikelilerce (dekurulduğu ve Fenike-Maykop ilişkisini hatırlatması, Trabzon’un isminin, Trabzon’u denizden kurmuş bulunan Fenikeliler’den gelmiş olabileceğini hatırlatır nitelikte oluyor. Bu isimlendirmenin tarihi,  yukarıda söz ettiğimiz-etmediğimiz isimlendirmelerin veriliş tarihlerinden eski tarih oluyor. Yine aynı çalışmada, “Trabzon’un bir de ‘Trapezus’ şeklinde yazılışı vardır. Bu da öncekilerin aynıdır. (Tur-ap-a-zu-s) Sonda ‘n’ yerine ‘s’ vardır. En büyük Elam sitesinin adı ‘Su-s’ olduğuna göre bu şekil yabancı değildir.” denilmesi ise(9), Trapezus adının ilk olarak Yunan/Ksenophon tarafından kullanılmadığını ortaya koymasının yanında, Karadeniz Bölgesi’nin de köken Ortadoğu ile ilişkisini gösteriyor.

Trabzon adına yakıştırılan ‘Tuğra Bozan’lık, varsın ‘ukalalık!’ olsun; Osmanlı’nın dört padişahı olan Fatih, II.Beyazıd, Yavuz Sultan Selim, Kanuni’ye ve de II.Beyazıd’ın oğlu Şehzade Abdullah’a taht şehri olmuş Trabzon’a, haliyle Trabzonlu’ya yakışıyor!

Ahmet MUSAOĞLU 

Kaynak: turabozan.com/tugra-bozan-nedir