Efsaneler Ölmez…

0
560

Bugün aldığımız bir haberle dünyaca ünlü sporcumuz Naim Süleymanoğlu’nu kaybetmiş bulunmaktayız. Hepimizin başı sağ olsun. Maalesef ülkemizin bir geleneği olarak yaşayan efsaneleri yaşarken değil, öldükten sonra hatırlayıp anıyoruz. Ne yalan söyleyeyim ben de belki de bu yüzden ancak şimdi kendisi hakkında bir yazı yazmam gerektiğini düşünerek bu yazıyı kaleme almış bulunmaktayım.

Naim Süleymanoğlu’nu benim gibi X veya Y kuşağında doğmuş olanlar çok net bir şekilde hatırlar (Nedir bu X, Y ve Z kuşağı?). Bu yazı onlar için eski günleri anma amaçlı duygusal bir yazı olacak. Z kuşağındaki arkadaşlar için ise yeni bilgiler öğreneceği ve şaşırtıcı bir yazı olacağını düşünmekteyim.

O, bütün dünyada halter denilince akla gelen ilk insandı. Daha 18 yaşındayken kendi ağırlığının 3 katını kaldırmıştı. Dünya sporunun en önemli organizasyonu olan Olimpiyat tarihinin gelmiş geçmiş en önemli sporcularından birisiydi. İsmi Hüseyin Bolt, Michael Schumacher, Maradona, Tiger Woods, Micheal Jordan, Michael Phelps, Muhammet Ali Clay, Sergey Bubka, Katarina Witt, Nadia Comaneci, Eddie Merckx, Semih Saygıner ve Kenan Sofuoğlu gibi sporcuların yanında yer almaktadır.

Efsaneyi kendi branşı için şöyle anlatalım. Halter sporunda her sporcunun 3 hakkı vardır. Ağırlıkların kaldırıldığı bar hep ortadadır. Ağırlıklar arttırılır ve sporcu kendi kaldırmak istediği ağırlık geldiğinde podyuma çıkar. Bizler Naim’i izlerken hep Naim’in gelmesini beklerdik. Hiç unutmam sporcular 150 kg kaldırıyordu Naim yoktu. 155, 160, 165, 170 hala yok. Acaba sakat mı diye düşünmeye başlıyorduk. Çünkü bütün sporcular son haklarına kadar kullanmıştı. O sırada Naim ortaya çıkıyordu. Ancak 170 de yetmiyordu ona. 175 ile ilk hakkında podyuma çıkıyordu. İnanılır gibi değildi. İlk hakkında dünya rekoru deniyordu ve başarıyordu. Böyle bir sporcu dünya tarihine çok az gelmişti ve biz onu izleyerek büyüdüğümüz için gerçekten şanslıydık.

Gelelim efsanenin bizim için ekstra önemine. Kendisi bizim için asla sadece bir olimpiyat şampiyonu değildi. Bulgaristan’da Türkmenler sorun yaşarken bize sığınmış ve en büyük rakibi (aynı zamanda çok iyi arkadaşı) Yunan Valerios Leonidis’i devirip olimpiyatlarda güreşten sonraki ilk altın madalyayı kazandıran büyük bir insandı. Sadece Bulgaristan ve Yunanistan değil ABD, Almanya, Rusya, İngiltere, Çin başta olmak üzere bütün ülkeleri yeniyorduk aslında. En güçlü bizdik hepimiz bunu hissediyorduk o halteri kaldırırken. Muhammet Ali Clay’in yumruğunun ezilen afro-müslümanların sesi olduğu gibi ya da Dozer Cemilin ayağının İnsanbul burjuvazisine karşı tekmesi gibi…

Kendi çocukluğumdan örnek vermem gerekirse 1988 olimpiyatlarında daha doğru düzgün konuşamaz iken yastıklardan halter yapıp kaldırıyormuşum. 1992 olimpiyatlarını izlerken ise yastığı alıp omzumda durdurup daha sonra kaldırıyordum. “Niye tek seferde yastığı kaldırmıyorsun?” diyen anneme silkme branşında kaldırıyorum anne diye cevap vermiştim. Düşünsenize 6-7 yaşındaki bir çocuk silkme’nin ne demek olduğunu ve nasıl yapıldığını biliyordu. O derece içimize işlemişti Naim bizim. Bizim efsanemizdi, her ne kadar bedeni bu dünya da ölmüş olsa da efsaneler ölmez bizim için Naim Süleymanoğlu

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here